HİPNOZUN TARİHÇESİ
Hipnotik fenomeler tarihin ilk zamanından günümüze kadar çeşitli kavim ve toplumlarda falcılık büyücülük gibi çok değişik metotlar şeklinde kullanılmıştır.
İlmi hipnotizmanın başlangıç tarihi olarak Antoine Mesmer'in "Yıldızların İnsan Vücudu Üzerine Tesirleri" isimli tezinin tarihi olan 1765 senesi kabul edilmiştir. Mesmer manyetizmanın kurucusu sayılır. Tedavi tekniği şöyledir; hastalar perdeleri ışık sızdırmaz bir salona topluca alınırlar iyice loş olan ve yan odalardan gelen lirik piyano nağmeleri ile dolu olan bu salonda ses çıkartmadan sıralar halinde dururlar. Ortada bulunan şadırvan şeklindeki kapaklı bir havuzdan uzanan demir çubukları tutarak hasta yerlerine yapıştırırlar ve böylece Mesmer'i beklerlerdi. Daha sonra Mesmer görülür sıralar arasında dolaşarak hastaları PAS adı verilen el hareketleriyle iyi ederdi. Hastalardan çoğu bir şey hissetmezlerse de konvülsiyonlar, ekstaz halleri, psikyatrik krizler olurdu. Bunlara manyetik kriz adı verilirdi ve hastanın iyi olması birkaç kriz geçirmesi beklenirdi. Bu seanslar Paris'te çok ilgi gördü. Ve 16. Luis devrin bilgin kişilerinden bir komisyona Mesmer'in fenomenlerini inceleme görevi verdi.Komisyon meselenin şarlatanlıktan meydana geldiği raporu verince Mesmer Paris'i terk etti
 |
1941'de Dr. James Braid bu konuyu tekrar incelemeye aldı. La Fontaine sujeleri hipnotize etmek için sabit bir şekilde baktırdığına dikkat ederek manyetik halin göz sinirlerindeki yorgunluk sonucu oluşmuş bir uyku olup olmadığını denemek istedi. Bunun sonucu bütün manyetik usullerin ve teorilerin gereksiz olduğu anlaşıldı. 1843 manyetizma devrinin sonu, hipnotizma devrinin başı olarak alınır.
1885 senesinde Freud Paris'te hipnotizma ile ilgilendi. Viyana'da doktor Breuer ile hipnoz uygulamaya başladı. Dr. Breuer'in katarsis'le iyi ettiği hastaların gözlemi bugün anladığımız mana da bilinçdışı olgusuna yönelmesine neden oldu. Ancak Freud hipnoz uygulamasında uğradığı güçlükler dolayısıyla şifa verici katarsisi hipnozsuz yapabilecek bir metot aradı ve serbest çağrışım metodunu buldu. Psikanaliz buradan doğdu.
Freud'un hipnozu bırakmasıyla hipnoz üzerinde çalışmalar 2. dünya savaşına kadar durağan bir devreye girmiş oldu.
2. Dünya savaşında harp nevrozlarının birden bire çoğalması uzun zaman ve emeğe ihtiyaç gösteren psikanaliz metotları yerine hipnoz analiz metotun getirilmesini mecbur kıldı. Böylece hipnoza karşı ilgi yeninden uyandı ve klinik ve deneysel hipnoz alanında Amerika ve İngiltere'de birçok dernek ve organizasyon kuruldu dergiler yayınlanmaya başladı.
Untitled Document
|